Kendi İşinizde Kalmak

Evrende sadece üç çeşit iş bulabiliyorum: benimki, sizinki ve Allah’ınki. (Benim için Allah sözünün anlamı Gerçektir.) Gerçek Allah’tır çünkü o yönetir. Benim kontrolümün, senin kontrolünün dışındaki herşeye ben Allah’ in işi diyorum.) Stresimizin büyük çoğunluğu zihinsel olarak kendi işimizin dışında yaşamaktan gelir. Eğer “Senin işe girmen lazım, senin mutlu olmanı …

mesut insanlar fotoğrafhanesi altı çizilenler

Ben de pekala şu mesut insanların fotoğraflarını çıkarttıkları fotoğrafhanelerden birine girebilir ,ben de mesudum ,benim de resmimi çekebilirsiniz ,diyebilirim.Fotoğrafçı da itiraz edemez ,sizin kimseniz yok ,fotoğrafı ne yapacaksınız ,diyemez .Sorarsa ,elbette günün birinde benim de bir sevgilim olabilir .Sizin çekeceğiniz bu en güzel fotoğraf ,onun çantasının gizli bir köşesinde ,güzel …

Fotoğraflar yitirilmiş anları belgeler.

“O fotoğraflar, bizim olmadığımız zamanları aktarır bize. Tanımadığımız yakınlarımızı. Bizi beklemeden gidenleri. Bizim yaşadıklarımız gerçek, onların yaşadıkları masaldır sanki. Onların duruşları, pozları, bakışları, gülüşleri, giysileri, takıları, üstleri başları başka türlü büyüler bizi. Bu fotoğrafların çekildiği yerlerin ayrıntıları, hem bilmediğimiz bir geçmişin kapılarını açar bize, hem de ölümün gizine değgin özel …

bazan hiçbir şey yapmaz sessizce otururduk… bazan “hava ne sıcak.” derdik… bazan uzaklardan bir patlama sesi gelirdi… bazan hepimizin aynı anda televizyondaki şeye yoğunlaşmamız, bana, bizim için küçültücü bir şeymiş gibi gözükürdü…* bazan füsun üst kata çıkar ve bir süre aşağı inmez, bu da beni mutsuz ederdi… bazan füsun, bazan …

İyi düşünün Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi? Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı? Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz? Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız? Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız? Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınız sıkıca tuttu mu hiç? …

bir varmış bir yokmuş tadında

Sonra, şehir aşağıda insanlarla dolup taşan sokaklarını, caddelerini, meydanlarını ve alışkanlıklarını sürükleyerek gürül gürül akar, camlarının parıltısıyla yanıp söner, bacalarıyla tüter, hiç değişmiyormuş hızıyla değişir, için için çürür, leş gibi kokar ve apartmanlardan oluşmuş kirli bir deniz edasıyla durulup durulup yeniden bulanırken, biz yukarıda kalıp bir süre birlikte yaşayacaktık belki… …