Sahaflık

Fotoğraflar yitirilmiş anları belgeler.

“O fotoğraflar, bizim olmadığımız zamanları aktarır bize. Tanımadığımız yakınlarımızı. Bizi beklemeden gidenleri. Bizim yaşadıklarımız gerçek, onların yaşadıkları masaldır sanki. Onların duruşları, pozları, bakışları, gülüşleri, giysileri, takıları, üstleri başları başka türlü büyüler bizi. Bu fotoğrafların çekildiği yerlerin ayrıntıları, hem bilmediğimiz bir geçmişin kapılarını açar bize, hem de ölümün gizine değgin özel işaretlermiş gibi görünür. Fotoğraflar yitirilmiş Continue reading Fotoğraflar yitirilmiş anları belgeler.

Cüzdanda bir Fotoğraf

kimlik sorulunca tren saatlerine bakmak ya da para ödemek için cüzdanımı açınca yüzün çıkıyor karşıma . . . kalbin cüzdanında bir çiçek o kuvvet bizleri yaşatan dağları yıpratan. John Berger /ve yüzlerimiz, kalbim, fotoğraflar kadar kısa ömürlü

bazan hiçbir şey yapmaz sessizce otururduk… bazan “hava ne sıcak.” derdik… bazan uzaklardan bir patlama sesi gelirdi… bazan hepimizin aynı anda televizyondaki şeye yoğunlaşmamız, bana, bizim için küçültücü bir şeymiş gibi gözükürdü…* bazan füsun üst kata çıkar ve bir süre aşağı inmez, bu da beni mutsuz ederdi… bazan füsun, bazan ben yerimizden kalkar, saatli maarif Continue reading

İyi düşünün Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi? Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı? Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz? Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız? Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız? Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınız sıkıca tuttu mu hiç? Ve siz onu hiç kokladınız Continue reading

bir varmış bir yokmuş tadında

bir varmış bir yokmuş tadında

Sonra, şehir aşağıda insanlarla dolup taşan sokaklarını, caddelerini, meydanlarını ve alışkanlıklarını sürükleyerek gürül gürül akar, camlarının parıltısıyla yanıp söner, bacalarıyla tüter, hiç değişmiyormuş hızıyla değişir, için için çürür, leş gibi kokar ve apartmanlardan oluşmuş kirli bir deniz edasıyla durulup durulup yeniden bulanırken, biz yukarıda kalıp bir süre birlikte yaşayacaktık belki… Şehrin ve hayatın içinde, şehirden Continue reading bir varmış bir yokmuş tadında

Şiirden duvar örmek belki de bazen aralara

Şiirden duvar örmek belki de bazen aralara

Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin… Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında Continue reading Şiirden duvar örmek belki de bazen aralara