mesut insanlar fotoğrafhanesi altı çizilenler

Ben de pekala şu mesut insanların fotoğraflarını çıkarttıkları fotoğrafhanelerden birine girebilir ,ben de mesudum ,benim de resmimi çekebilirsiniz ,diyebilirim.Fotoğrafçı da itiraz edemez ,sizin kimseniz yok ,fotoğrafı ne yapacaksınız ,diyemez .Sorarsa ,elbette günün birinde benim de bir sevgilim olabilir .Sizin çekeceğiniz bu en güzel fotoğraf ,onun çantasının gizli bir köşesinde ,güzel …

Fotoğraflar yitirilmiş anları belgeler.

“O fotoğraflar, bizim olmadığımız zamanları aktarır bize. Tanımadığımız yakınlarımızı. Bizi beklemeden gidenleri. Bizim yaşadıklarımız gerçek, onların yaşadıkları masaldır sanki. Onların duruşları, pozları, bakışları, gülüşleri, giysileri, takıları, üstleri başları başka türlü büyüler bizi. Bu fotoğrafların çekildiği yerlerin ayrıntıları, hem bilmediğimiz bir geçmişin kapılarını açar bize, hem de ölümün gizine değgin özel …

  İstanbul deyince aklıma martı gelir Yarısı gümüş, yarısı köpük Yarısı balık yarısı kuş İstanbul deyince aklıma bir masal gelir Bir varmış, bir yokmuş. Bedri Rahmi Eyüpoğlu – İstanbul Destanı

bazan hiçbir şey yapmaz sessizce otururduk… bazan “hava ne sıcak.” derdik… bazan uzaklardan bir patlama sesi gelirdi… bazan hepimizin aynı anda televizyondaki şeye yoğunlaşmamız, bana, bizim için küçültücü bir şeymiş gibi gözükürdü…* bazan füsun üst kata çıkar ve bir süre aşağı inmez, bu da beni mutsuz ederdi… bazan füsun, bazan …

bir varmış bir yokmuş tadında

Sonra, şehir aşağıda insanlarla dolup taşan sokaklarını, caddelerini, meydanlarını ve alışkanlıklarını sürükleyerek gürül gürül akar, camlarının parıltısıyla yanıp söner, bacalarıyla tüter, hiç değişmiyormuş hızıyla değişir, için için çürür, leş gibi kokar ve apartmanlardan oluşmuş kirli bir deniz edasıyla durulup durulup yeniden bulanırken, biz yukarıda kalıp bir süre birlikte yaşayacaktık belki… …

bir türkünün ince sızısı bir sokağın turuncu lambası bir caddenin vurdum duymaz tayfası bir hastanın sancısı bir varlığın yokluğu bir çokluğun azlığı bir mavinin siyahlığı bir sevdanın feryadı bir kağıdın kesiği bir suyun berraklığı bir de gecenin zifiri karanlığı

Şiirden duvar örmek belki de bazen aralara

Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin… Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. …