İstanbul deyince aklıma martı gelir Yarısı gümüş, yarısı köpük Yarısı balık yarısı kuş İstanbul deyince aklıma bir masal gelir Bir varmış, bir yokmuş. Bedri Rahmi Eyüpoğlu – İstanbul Destanı

Bir pencere yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi

Bir pencere, bakmaya

Bir pencere, duymaya
Bir pencere yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi
Tekrarlanan mavi şefkatin enginlerine açılan.
Yalnızlığın küçücük ellerini
Cömert yıldızların verdiği gece bahşişi kokularıyla
Dolduran bir pencere
Belki de konuk etmek için güneşi şamdan çiçeklerinin gurbetine

Bir pencere, yeter bana

.

.

Füruğ Ferruhzad

gelin biraz konuşalım sizinle neler yapıyorsunuz bu aralar ben saksıda çiçek büyütüyorum mesela bu betonların arasında tek çare çiçekler hangi çiçekleri seversiniz papatya mı begonya mı menekşe mi sahi sizin de saksıda çiçeğiniz var mı yoksa yazık gün be gün nasılda bir mucizeyle büyüyorlar bir görseniz ah bir görseniz inanırdınız …

 bak döndük en başa ah bu inatçı düzen nasılda işliyor durmadan üşüdük ürperdik şimdide sarı sıcaklar dön dünya bütün yiten her şeye inat dön ölen tüm insanoğluna rağmen dön geride kalan tüm gözü yaşlı aşıklara rağmen dön .