bir varmış bir yokmuş tadında

Sonra, şehir aşağıda insanlarla dolup taşan sokaklarını, caddelerini, meydanlarını ve alışkanlıklarını sürükleyerek gürül gürül akar, camlarının parıltısıyla yanıp söner, bacalarıyla tüter, hiç değişmiyormuş hızıyla değişir, için için çürür, leş gibi kokar ve apartmanlardan oluşmuş kirli bir deniz edasıyla durulup durulup yeniden bulanırken, biz yukarıda kalıp bir süre birlikte yaşayacaktık belki… …

bir türkünün ince sızısı bir sokağın turuncu lambası bir caddenin vurdum duymaz tayfası bir hastanın sancısı bir varlığın yokluğu bir çokluğun azlığı bir mavinin siyahlığı bir sevdanın feryadı bir kağıdın kesiği bir suyun berraklığı bir de gecenin zifiri karanlığı