”Her zaman ,düşünmeye fırsat bulamadan olur olacaklar ” Furüğ Ferruhzad

Furüğ’a göre şiir kendisini ”varlık”a bağlayan penceredir .”Bana göre şiir , ona yaklaştığımda kendi kendine açılan bir penceredir .Yanında oturuyorum ,bakıyorum ,şarkı söylüyorum ,bağırıyorum ,ağlıyorum …Pencerenin öte yanında bir varlık olduğunu ;orada birini ,belki iki ,üç yüzyıl sonra yaşayacak birinin beni dinlediğini biliyorum .Şiir ,geniş anlamıyla ”varlık”a bağlanmak için bir araçtır .Onun en iyi yönü ,insanın şiir söylerken ” Ben de varım ” ya da ”Ben de var idim ” diyebilmesidir .Ben , şiirimde bir şey aramıyorum .Aksine şiirimde kendimi yeni yeni buluyorum .

Benim bütün varlığım ,

Seni ,kendi içinde tekrarlayarak

Tomucuklanmanın ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek olan karanlık bir ayettir.

Ben bu ayette seni

Ağaca ,suyu ve ateşe aşıladım

Yaşam belki

Bir kadının ,her gün küçük sepetiyle geçtiği uzun bir caddedir.

Yaşam belki Bir adamın kendisini dala astığı bir iptir ,

Yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur

Yaşam belki iki sevgilinin uyuşukluk molasında yaktıkları bir sigaradır .

Ya da yoldan geçen birinin şaşkın bir şekilde

Başından şapkasını çıkararak

Yoldan geçen bir başkasının anlamsız bir gülümsemesiyle ‘günaydın’demesidir.

Yaşam belki de

Benim bakışımın ,senin göz bebeklerinde kendini harap ettiği o kapalı andır .

Ve bunda öyle bir his var ki

Ben onu ayın ve karanlığın idrakiylekarıştıracağım .

.

.

. Gönlüm

Kendi mutluluğunun basit bahanelerine,

Vazodaki çiçeklerin şahane yok oluşuna

Evimizin bahçesine diktiğin fidana

Ve bir pencere ölçüsünde öten

Kanaryaların sesine bakıyor .

Ah…

Budur benim payım

Benim payım ,

Bir perdenin asılmasının benden aldığı bir gökyüzüdür .

Benim payım , terk edilmiş bir merdivenden inmek

Ve çürümede ve gurbette bir şeye kavuşmaktır .

Benim payım ,hatıralar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir .

Ve bana ”ellerini seviyorum ” diyen

Bir sesin üzüntüsünde can vermektir .

Bahçeye dikiyorum ellerimi

Yeşereceğim ,biliyorum ,biliyorum,biliyorum

Ve kırlangıçlar kapkara parmaklarımın çukurunda yumurtlayacaklar.

 

.

”Bitti artık”dedim anneme .

”Her zaman ,düşünmeye fırsat bulamadan olur olacaklar ,

Bir başsağlığı ilanı vermeliyiz gazateye ” dedim.

Şiirden duvar örmek belki de bazen aralara

Ben

senden önce ölmek isterim.

Gidenin arkasından gelen

gideni bulacak mı zannediyorsun?

Ben zannetmiyorum bunu.

İyisi mi, beni yaktırırsın,

odanda ocağın üstüne korsun

içinde bir kavanozun.

Kavanoz camdan olsun,

şeffaf, beyaz camdan olsun

ki içinde beni görebilesin…

Fedakârlığımı anlıyorsun :

vazgeçtim toprak olmaktan,

vazgeçtim çiçek olmaktan

senin yanında kalabilmek için.

Ve toz oluyorum

yaşıyorum yanında senin.

Sonra, sen de ölünce

kavanozuma gelirsin.

Ve orda beraber yaşarız

külümün içinde külün,

ta ki bir savruk gelin

yahut vefasız bir torun

bizi ordan atana kadar…

Ama biz

o zamana kadar

o kadar

karışacağız

ki birbirimize,

atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz

yan yana düşecek.

Toprağa beraber dalacağız.

Ve bir gün yabani bir çiçek

bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse

sapında muhakkak

iki çiçek açacak :

biri sen

biri de ben.

Ben

daha ölümü düşünmüyorum.

Ben daha bir çocuk doğuracağım.

Hayat taşıyor içimden.

Kaynıyor kanım.

Yaşayacağım, ama çok, pek çok,

ama sen de beraber.

Ama ölüm de korkutmuyor beni.

Yalnız pek sevimsiz buluyorum

bizim cenaze şeklini.

Ben ölünceye kadar da

bu düzelir herhalde.

Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?

İçimden bir şey :

belki diyor.

Nazım Hikmet